Özdemir Erdoğan'nın Konser ve Özel Program Duyuruları için buraya tıklayınız...

Yeni Albüm geliyor, işte hikayesi...

Tarih 26 Mayıs 2006, günlerden Cuma. Yer Ankara İbni Sina hastanesi, akşamüstü saat 19 sıraları Prof.Dr.Gürsel Dursun ve ekibi bir gün önce bayıltarak sağ bademciğimden aldıkları parçanın raporunu okuyorlar. KANSER, hemde 4 a durumu. ilerlemiş. çenemin altında 4 yıldır taşıdığım ceviz büyüklüğündeki kist gerçek merkez olan bademciğin dışa vurmuş olan yansıması (metastas). Kanser çene kemiğime gelmiş dayanmış, acilen ameliyat ve tedaviye başlanması gerekiyor. Boğazımdaki kanserli bölge kazınacak, vücudumun başka bir bölgesinden parça alınıp oraya yamanacak vesaire, içim çekiliyor bir bardak su istiyorum, soruyorum... şarkı söyleyebilecek miyim? Cevap "Özdemir bey sizin hayatınızı kurtarmaya çalışıyoruz", düşünüyorum şarkısız ve müziksiz bir hayat nasıl olacak?

Yüzümde deformasyon olabilirmiş, ses tellerim zarar görebilirmiş bir sürü tatsız durum Başka bir yolu yok mu diyorum, ilaç, şua, vesaire, tavsiye etmiyorlar. Düşünmeye çalışıyorum.
Ankara bize ters bütün ailem ve yakınlarım İstanbul'da sabahtan beri telefonlar durmadı, heyecan içinde bekledik durduk hastane odasında. Buna da akıl erdiremedim rapor niye gecikti? Hekimler bize Anakaradan ayrılma durumunda her hususta yardım edeceklerini söylediler İstanbul da ve dünyadaki merkezlerle temasa geçilebilirdi. Kanserle ilgili yerlerin telefon ve adreslerini verebilecek imkâna sahiptirler. Birkaç adres alıp yanlarından ayrıldık. Kaldığım hastane odasının parasını ödemiş olmama rağmen o gece orada kalamayacağımı kalsam bile uyuyama cağımı bildiğimden kalkıp toplanmaya başladık ve kendimi arabaya attım. Hocam gece vakti böyle bir ruh haliyle araba kullanmayın, dedilerse de araba kullanmak iyi geldi. Kafamı toplayıp düşünmeye çalışıyordum. Ülkemde saygın ve iyi tanınmış sanatçı olmakla birlikte hem popülarite açısından hem de sanatsal olarak kendimi çok iyi anlatabilmiş değildim. Bu durumda meydanın yaklaşımlarından şikayetçi olsak da vizyon buydu. Tek çare çok üretmekti ama başta maddi durum ve çeşitli alt yapı eksiklikleri günlük gaileler üretim kapasitemizi daraltıyordu. Ölüm korkusundan öte yeterince üretememiş olma endişesi beni üzüyordu. Bolu dağındaki Varan tesislerinde kaymaklı ekmek kadayıfı yemek ve üzerine şekerli bir kahve içmek en büyük zevklerimden biriydi. Her Ankara dönüşü alışkanlıklarımdan biri haline gelmişti.Yine tekrarladım,biraz daha kendime geldim, keyiflendim. Gece yarısı evdeydik, kız kardeşim eniştem ve yeğenim endişeli gözlerle bizi karşıladılar durumu anlattık ve yattık...

Prof. Günter hafız ile tanışıyoruz. Tetkikler mütalaalar ne fikirde olduğumu belirtiyorum. Müziksiz bir Özdemir Erdoğanı içime sindiremiyorum. Tedavi aşamasında bunun göz önüne alınmasını istiyorum. Prof. Günter beni anlıyor ve savaş stratejimiz belli oluyor. Onkolog Prof. Musa Aslan ve Prof. Sevil Bavbeke yönlendiriyor. Musa bey I.M.R.T sistemi ile tedavi oranının % 80 leri bulduğunu söylüyor. Önce Prof. Günter çene altındaki kistleri ameliyatla temizleyecek 15 gün sonra şua ve kemoterapi tedavisi başlayacak. İyileşme ihtimali % 51 bile olsa bu yöntem bana daha yakın stüdyoyu ayarlıyorum 17 Haziranda doğum günüm var. Üstelik aynı gün bir ekstrada var ameliyatı 23 Hazirana erteliyoruz, saz arkadaşlarımla çok hoş bir gece yaşıyoruz, gecede doğum günü pastam bile vardı ertesi günlerde. Mehmet Canın stüdyosunda çalıp söylemeye başladım. Bundan sonra bana bir şey olsa bile oğlum Mehmet Can albümünü bitirdi, içim rahattı. Ne yapalım kısmet bu kadarmış diyebilirdik ama 13 ocak 2007 de yapılan kanser taraması ve 26 ocaktaki muayene sonucu tedavimin başarılı olduğu söylendi. Hayatımda gerçek bir ikinci bahar başladı diyebilirim. 7 aylık bir kâbustan sonra yıkılanı döküleni tamir etmek, her şeyi yerli yerine koymak gerekiyor benim için müzik çalışmaları hayat demek.
Üretime devam “KANSER BİTTİ KONSERLER BAŞLASIN”.

Özdemir Erdoğan